
İngilizcenin yabancı dil olduğu bir ülkede "bilingual" (çift dilli) çocuk yetiştirmek hayal mi? Beklentileri yönetmenin ve sürdürülebilir dil ortamı yaratmanın yollarını keşfedin.
Pek çok ebeveynin en büyük hayallerinden biri, çocuğunun dünyayla entegre olabilmesi için erken yaşlardan itibaren İngilizceyi ana dili gibi konuşabilmesidir. Peki, İngilizcenin yabancı dil olduğu, günlük hayatta sokakta veya markette konuşulmadığı bir ülkede çift dilli (bilingual) bir çocuk yetiştirmek gerçekten mümkün mü?
ODTÜ'den Dr. Öğretim Görevlisi Sezen Korkmaz'ın değerlendirmeleri ışığında, bu sorunun cevabı aslında ebeveyn olarak "bilingualizm" kavramından ne beklediğimize göre şekilleniyor.
"Çift Dilli" Olmaktan Ne Anlıyoruz? Beklentiler ve Gerçekler
Çift dilli (bilingual) denildiğinde aklımıza genellikle her iki dili de "ana dil" seviyesinde, kusursuz bir aksanla ve eşit yetkinlikte konuşabilmek gelir. Ancak akademik literatürde çift dilliliğin çok farklı modelleri vardır.
Eğer sizin ana diliniz İngilizce değilse ve yaşadığınız toplumun dili Türkçe ise, literatürde "Simultaneous Bilingualism" (Eşzamanlı Çift Dillilik) olarak adlandırılan, her iki dile de tam olarak eşit düzeyde hakimiyet bekleme durumu pek gerçekçi bir hedef olmayabilir.
Çünkü çocuğunuz öğrenim dili tamamen İngilizce olan bir okula gitmiyorsa; gün içinde arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle ve çevresiyle büyük ölçüde Türkçe iletişim kuracaktır. Çocuğun her iki dilde de milimetrik olarak aynı düzeyde yetkin olmasını beklemek kendinize ve çocuğunuza haksızlık olabilir. Ancak bu durum, çocuğun ikinci dili çok başarılı bir şekilde edinemeyeceği anlamına kesinlikle gelmez!
Mükemmellik Değil, İşlevsellik: Gerçekçi Hedef Ne Olmalı?
Madem "her iki dilde de %100 kusursuzluk" Türkiye şartlarında zorlayıcı bir hedef, o halde rotamızı nereye çevirmeliyiz? Burada daha gerçekçi ve motive edici hedef şudur:
- Çocuğun ikinci dili zorlanmadan anlayabilmesi,
- Günlük iletişimde İngilizceyi doğal bir şekilde kullanabilmesi,
- Zamanla bu dili sadece anlayan değil, aktif olarak üreten (konuşan, yazan) bir bireye dönüşmesi.
Tam bu noktada, dil öğrenimine dair en yaygın efsanelerden birini yıkan o çok önemli akademik gerçeği hatırlamakta fayda var:
"Çift dilli bir çocuk yetiştirmenin mümkün olup olmadığı, aslında ebeveynin 'bilingual' bir çocuktan ne beklediğine bağlıdır. Mesele mükemmel bir akademik seviye mi, yoksa doğal bir iletişim becerisi mi?"
— Dr. Öğretim Görevlisi Sezen Korkmaz
Sürdürülebilir Bir Dil Ortamı Nasıl Yaratılır?
İngilizcenin yabancı dil olduğu bir çevrede yaşasanız dahi, evinizin içinde anlamlı bir "dil ekosistemi" kurabilirsiniz. Çocuğun İngilizceyi bir "ders" olarak değil, "hayatın bir parçası" olarak deneyimlemesi gerekir.
Dil Ediniminde Başarı Formülü
Sonuç Olarak
Ebeveynler olarak asıl meselemiz "mükemmel bir çift dillilik" (kusursuz iki ana dil) hedefleyip stres olmak değil; sürdürülebilir, keyifli ve doğal bir dil ortamı oluşturabilmektir. İngilizceye düzenli, kaliteli ve anlamlı bir şekilde maruz kalan her çocuk, yaşadığı ülkenin dili ne olursa olsun ikinci bir dili başarıyla hayatına katabilir.