Flalingo Kids
Bilingual Gelişimİngilizce EğitimiOnline Dil EğitimiOkuma Becerileri ve Yabancı Dil Öğretimi

Çift Dilli (Bilingual) Çocuk Yetiştirmek Mümkün mü?

İngilizcenin yabancı dil olduğu bir ülkede çift dilli çocuk yetiştirmek mümkün mü? Dr. Sezen Korkmaz ile gerçekçi hedefler ve dil ortamı üzerine.

Dr. Sezen Korkmaz

Röportaj Konuğu

Dr. Sezen Korkmaz

YK

Röportajı Yapan

Yasemin Kabadayı

Flalingo Kids Ebeveyn Akademisi İçerik Editörü

9 Haziran 2026

Ebeveyn Rehberi · Çift Dillilik

Çift Dilli (Bilingual) Çocuk Yetiştirmek Mümkün mü?

Pek çok ebeveynin en büyük hayallerinden biri, çocuğunun erken yaşlardan itibaren İngilizceyi ana dili gibi konuşabilmesidir. Peki İngilizcenin yabancı dil olduğu, sokakta ya da markette konuşulmadığı bir ülkede çift dilli bir çocuk yetiştirmek gerçekten mümkün mü, yoksa bir hayal mi? ODTÜ Yabancı Diller Yüksekokulu’ndan Öğr. Gör. Dr. Sezen Korkmaz ile beklentileri yönetmenin ve sürdürülebilir bir dil ortamı kurmanın yollarını konuştuk.

Söyleşinin Ana Mesajı

“Çift dilli bir çocuk yetiştirmenin mümkün olup olmadığı, aslında ebeveynin ‘bilingual’ bir çocuktan ne beklediğine bağlıdır. Mesele mükemmel bir akademik seviye mi, yoksa doğal bir iletişim becerisi mi?”

Soru: En temel sorudan başlayalım. İngilizcenin günlük hayatta konuşulmadığı bir ülkede çift dilli çocuk yetiştirmek gerçekten mümkün mü?

S. Korkmaz: Mümkün, ama bu sorunun cevabı sandığımızdan daha çok bize bağlı. Çünkü asıl belirleyici olan, bizim “çift dilli” derken neyi kastettiğimiz, çocuktan ne beklediğimizdir. Beklentiyi netleştirmeden “olur mu olmaz mı?” diye sormak, cevabı baştan zorlaştırıyor.

Akademik literatürde çift dilliliğin tek bir tanımı yok; birbirinden çok farklı modelleri var. Dolayısıyla “bilingual çocuk” dediğimizde hangi modelden bahsettiğimiz, hedefi de bütünüyle değiştiriyor.

Soru: Peki “çift dilli” derken çoğumuz neyi hayal ediyoruz; gerçek bununla örtüşüyor mu?

S. Korkmaz: Çift dilli denildiğinde aklımıza genellikle her iki dili de ana dil seviyesinde, kusursuz bir aksanla ve birebir eşit yetkinlikte konuşabilmek geliyor. Literatürde buna yakın bir durum “eşzamanlı çift dillilik” olarak adlandırılır. Ama açık konuşmak gerekirse, ana diliniz İngilizce değilse ve içinde yaşadığınız toplumun dili Türkçeyse, her iki dile de tam olarak eşit hâkimiyet beklemek pek gerçekçi bir hedef olmayabilir.

Bunun çok somut bir sebebi var: Çocuğunuz öğrenim dili tamamen İngilizce olan bir okula gitmiyorsa, gün içinde arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle ve çevresiyle büyük ölçüde Türkçe iletişim kuracaktır. Bu tabloda çocuğun iki dilde de milimetrik olarak aynı düzeyde olmasını beklemek, hem kendinize hem çocuğunuza haksızlık olur. Ama hemen ekleyeyim: bu, çocuğun ikinci dili çok başarılı bir şekilde edinemeyeceği anlamına kesinlikle gelmez.

Soru: Madem “her iki dilde de %100 kusursuzluk” zorlayıcı bir hedef, o zaman rotayı nereye çevirmeliyiz?

S. Korkmaz: Hedefi mükemmellikten işlevselliğe çevirmeliyiz. Yani sorulması gereken soru “çocuğum kusursuz mu?” değil, “çocuğum bu dili gerçek hayatta kullanabiliyor mu?” olmalı. Bu çok daha gerçekçi, üstelik çok daha motive edici bir hedef.

Gerçekçi hedef şu üç şeyde toplanır: çocuğun ikinci dili zorlanmadan anlayabilmesi; günlük iletişimde İngilizceyi doğal bir şekilde kullanabilmesi; ve zamanla bu dili sadece anlayan değil, aktif olarak üreten — yani konuşan ve yazan — bir bireye dönüşmesi. Bu üçü sağlandığında, çocuk en güzel anlamıyla çift dilli olmuş demektir.

Soru: İngilizcenin yabancı dil olduğu bir evde, böyle bir dil ortamını nasıl kurabiliriz?

S. Korkmaz: İngilizcenin sokakta konuşulmadığı bir çevrede yaşasanız bile, evinizin içinde anlamlı bir “dil ekosistemi” kurabilirsiniz. Buradaki anahtar şu: çocuk İngilizceyi bir “ders” olarak değil, “hayatın bir parçası” olarak deneyimlemeli. Dil, kitabın içinde kalan bir konu değil; oyunun, şarkının, rutinin içine sızan bir şey olmalı.

Dil Ediniminde Başarı Formülü

Anlamlı Maruziyet: İngilizcenin yalnızca bir ders değil; oyunların ve günlük rutinlerin doğal bir parçası olması.

Düzenli Etkileşim: Dilin her gün, sürdürülebilir bir biçimde çocukla buluşturulması.

Pozitif Motivasyon: Çocuğun dili kullanırken kendini baskı altında değil, güvende hissetmesi.

Bu üçü bir araya geldiğinde, çocuk dili zorlamayla değil, yaşayarak ediniyor. Ve unutmayalım, tutarlılık her zaman yoğunluktan daha değerlidir.

Soru: Bu konuda kaygılanan ebeveynlere son olarak ne söylersiniz?

S. Korkmaz: Şunu söylerdim: asıl meselemiz “mükemmel bir çift dillilik” hedefleyip bunun stresiyle yaşamak değil; sürdürülebilir, keyifli ve doğal bir dil ortamı kurabilmektir. Mükemmellik baskısı çoğu zaman çocuğun da, ebeveynin de hevesini kaçırır.

“Mesele kusursuz iki ana dil değil; sürdürülebilir, keyifli ve doğal bir dil ortamı.”

İngilizceye düzenli, kaliteli ve anlamlı bir şekilde maruz kalan her çocuk, yaşadığı ülkenin dili ne olursa olsun ikinci bir dili başarıyla hayatına katabilir. Yeter ki o dili bir yük değil, bir kapı olarak deneyimlesin.

Söyleşi Konuğu Hakkında

Öğr. Gör. Dr. Sezen Korkmaz, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Yabancı Diller Yüksekokulu Temel İngilizce Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak görev yapmaktadır.

İngilizce eğitimi, yabancı dil öğretimi, çevrim içi ve harmanlanmış öğrenme, flipped classroom (ters yüz sınıf) yaklaşımı, öz düzenleme becerileri ve dil öğrenme kaygısı üzerine akademik çalışmaları bulunmaktadır.

Paylaş: